Haber

Kedi ve Sahibi Arasında Oksitosin Bağı: Japonya’dan Yeni Araştırma

Kedi ve Sahibi Arasında Oksitosin Bağı: Japonya'dan Yeni Araştırma

Kyoto Üniversitesi’nin iScience’ta yayımlanan çalışması, kedi ve sahibinin oksitosin düzeylerinin birlikte hareket ettiğini ve kediye yakınlığın sahibin ruh hâliyle ilişkili olduğunu gösteriyor.

Kucağınıza kıvrılan bir kedinin mırıltısıyla gün boyu biriken gerginliğin bir anda dağıldığını hissettiniz mi? Kedi sahiplerinin çoğu bu duyguyu iyi bilir ama bilim dünyası, kedilerle yaşamanın insan üzerindeki etkisini köpekler kadar ayrıntılı incelememişti. Japonya’dan gelen yeni bir çalışma, bu boşluğu doldurmaya yönelik ilk adımlardan birini atıyor: Araştırmacılara göre kedilerle sahiplerinin hormon düzeyleri, özellikle “bağ hormonu” olarak bilinen oksitosin üzerinden birbirine bağlı görünüyor.

Araştırmayı kim, nasıl yaptı?

Çalışma, Kyoto Üniversitesi’nden Dr. Saho Takagi liderliğinde, Azabu Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden araştırmacıların da katıldığı bir ekip tarafından yürütüldü. “Cats and humans show correlated affiliative physiological states” başlıklı makale, Ekim 2026’nin ortasında hakemli bilim dergisi iScience‘ta çevrim içi olarak yayımlandı; Kyoto Üniversitesi de sonuçları 15 Ekim’de duyurdu.

Ekip, laboratuvar ortamı yerine ailelerin kendi evlerini tercih etti. Bir ay boyunca 19 kedi sahibi ve onlarla yaşayan 29 kedi izlendi. Yöntemin ana hatları şöyleydi:

  • İdrar örnekleri: Hem insanlardan hem kedilerden toplanan örneklerde oksitosin ve stres hormonu kortizol ölçüldü. Beş kediden örnek alınamadığı için hormon karşılaştırmaları 24 kedi üzerinden yapıldı.
  • Ruh hâli anketi: Sahipler, öfke, kaygı, moral bozukluğu ve canlılık gibi duyguları ölçen standart bir ankete yanıt verdi.
  • Yakınlık takibi: Kedilerin tasmalarına takılan küçük Bluetooth vericiler, kedinin gün içinde sahibinin telefonuna ne kadar yakın durduğunu kaydetti.
  • Davranış gözlemi: Kedilerin sahiplerine ve tanımadıkları birine yaklaşma eğilimi de ayrıca incelendi.

Oksitosin aynı yönde, kortizol değil

Sonuçların en dikkat çekici kısmı oksitosinle ilgili. Oksitosin düzeyi yüksek olan sahiplerin kedilerinde de oksitosin daha yüksek çıktı. Bunun yanında sahibin kortizol düzeyi yükseldikçe, yani stres göstergesi arttıkça, kedinin oksitosin düzeyinin düşük olma eğiliminde olduğu görüldü.

Daha önce köpeklerle yapılan bazı çalışmalarda köpek ile sahibinin kortizol düzeylerinin birlikte hareket ettiği bildirilmişti. Kedilerde ise sahip ve kedi kortizolü arasında belirgin bir ilişki bulunamadı. Araştırmacılar bu farkın, kedilerle köpeklerin evcilleşme hikâyelerinin birbirinden çok farklı olmasıyla ilgili olabileceğini düşünüyor. Köpekler binlerce yıl boyunca insanla iş birliği yapacak şekilde seçilirken, kediler daha çok kendi başına avlanan, insan yerleşimlerine kendiliğinden yaklaşan bir tür olarak hayatımıza girdi. Bu nedenle kedi ile insan arasındaki fizyolojik bağın stresten çok sosyal yakınlık üzerinden kurulması şaşırtıcı değil.

Ruh hâline yansıması: Mesele kediye sahip olmak değil, yakın olmak

Çalışmanın ev hayatına dair belki de en anlamlı bulgusu şu: Oksitosin düzeyi yüksek kedilerle yaşayan sahipler daha az öfke, kaygı, kafa karışıklığı ve moral bozukluğu bildirdi. Gün içinde kedileriyle daha fazla zaman yakın geçiren sahipler ise kendilerini daha canlı ve enerjik hissettiklerini belirtti.

İlginç biçimde, sahiplerin olumlu ruh hâli kediyle kaç yıldır birlikte yaşadıklarıyla değil, günlük hayatta kediye ne kadar yakın olduklarıyla ilişkiliydi. Takagi’ye göre bu, “insan ile kedi arasındaki ilişkinin niteliğinin, yalnızca kedi sahibi olmaktan daha önemli olduğunu” gösteriyor. Araştırmacılar, kedi sahipliğinin sağlıkla ilişkisini inceleyen önceki çalışmaların neden birbiriyle çelişen sonuçlar verdiğini de bununla açıklayabileceklerini düşünüyor: Aynı evde yaşamak bir şey, gerçekten bağ kurmak başka bir şey.

Sonuçları nasıl okumalı?

Bulgular heyecan verici olsa da temkinli olmakta fayda var. Çalışma küçük bir örneklemle, yalnızca bir ay boyunca ve tek bir ülkede yapıldı. Daha da önemlisi, ortaya konan şey bir ilişki, bir neden-sonuç bağı değil. Yani kedinin oksitosininin sahibin moralini yükselttiğini mi, yoksa keyfi yerinde olan sahiplerin kedileriyle daha fazla vakit geçirip onların oksitosinini artırdığını mı gösteriyor, bu henüz bilinmiyor. Yazarlar da sonuçlarını “ön kanıt” olarak tanımlıyor.

Yine de çalışma, kedileri “mesafeli” ve “bağımsız” hayvanlar olarak gören yaygın kalıp yargıya karşı ilginç bir veri sunuyor. Kediler bağ kurar; yalnızca bunu kendi koşullarında ve kendi temposunda yaparlar.

Evde kedinizle bağınızı güçlendirmek için

Araştırma bir “tarif” sunmuyor ama bulgular, günlük hayatta kediyle kurulan yakınlığın önemine işaret ediyor. Bunu zorlamadan desteklemenin bazı yolları:

  • Kedinizi kucağa almak için ısrar etmek yerine yanınıza gelmesine fırsat tanıyın; yakınlığı onun seçmesi daha sağlıklı bir bağ kurar.
  • Her gün kısa da olsa oyun zamanı ayırın; ortak etkinlik güveni pekiştirir.
  • Çalıştığınız ya da dinlendiğiniz alanlarda kedinin uzanabileceği rahat bir köşe hazırlayın.
  • Kedinizin beden dilini izleyin; kuyruk, kulak ve göz kırpma sinyalleri ne zaman temas istediğini anlatır.

Belki de en güzel sonuç şu: Kedinizle aynı koltukta geçirdiğiniz o sessiz akşamlar, sandığınızdan daha fazlasını paylaştığınız anlar olabilir.

Kaynaklar

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; veteriner hekim muayenesinin, teşhisinin veya tedavisinin yerini tutmaz. Hayvanınızın sağlığıyla ilgili her durumda bir veteriner hekime danışın. Sorumluluk reddi

Yayın:

evcil.tv editör ekibi; evcil hayvanlar, sokak hayvanları, doğa ve hayvan hakları üzerine veteriner fakülteleri, resmî kurumlar ve bilimsel yayınlar gibi güvenilir kaynaklara dayalı içerikler hazırlar. Her yazı yayından önce editör kontrolünden geçer.

Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Are you human? Please solve:Captcha


En Çok Okunanlar

Yukarı